| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | run away f. | kaçmak | ||
|
One often sees a presidency looking at a problem firmly in the eye, and then running away. Çoğu zaman bir başkanlığın bir meseleyle adeta burun buruna gelip sonrasında kaçtığı görülmektedir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | run away f. | firar etmek | ||
|
Tom could've run away. Tom firar edebilirdi. More Sentences |
||||
| Genel | run away f. | kaçmak | ||
|
One often sees a presidency looking at a problem firmly in the eye, and then running away. Çoğu zaman bir başkanlığın bir meseleyle adeta burun buruna gelip sonrasında kaçtığı görülmektedir. More Sentences |
||||
| Genel | run away f. | kaçıp gitmek | ||
|
Can't I just run away? Öylece kaçıp gidemez miyim? More Sentences |
||||
| Genel | run away f. | bucak bucak kaçmak | ||
| Genel | run away f. | toz olmak | ||
| Genel | run away f. | fıymak | ||
| Genel | run away f. | paniklemek | ||
| Genel | run away f. | kolay kazanmak | ||
| Genel | run away f. | gazlamak | ||
| Genel | run away f. | kaçılmak | ||
| Genel | run away f. | sıvışmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | run away f. | evden ayrılmak | ||
| Öbek Fiiller | run away f. | kontrolden çıkmak | ||